BEBEMİZZZ

Hakkımda

CANIM OĞLUM SENİ ÇOK SEVİYORUM SEN HAYATIMA GİRDİĞİN GÜNDEN BERİ HERŞEY DAHA GÜZEL İYİKİ VARSIN CANIMMMMMM ARDAMMMM


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Bebek Kokusu.Com

Kategoriler


Arkadaşlarım


cisil2006
YASEMİN ALBAYRAK
kumtanesi
filizatalay
filizsuner
ikranur
eminedantelorgu
hadi
sibelefe
masalperisi21
durukizim
djazemimm
bahardali
sundusce
kubra77
eren2002
lalih1985
nalish
sumeyyem
kizimaarmaganimdir
nerimanorhan
djazemimm87
kubra99
aslanomer
sevilden
aysenozcan
dortmevsim
edaca30
dave96
busejim
kamervari
ataberkbilgic
zehra1974
6b6b
pamukkale20
cocuklardayaraticilik
keremsalih
edatuana
gulcincinilgun
duygusal06
hilalarda

DOĞUM SONRASI KADIN YAŞAMI

Pekçok kadın doğum sonrasını artık rahatlayacağı ve gebelikte yaşanan sıkıntıların biteceği bir dönem olarak düşünür.

Gebelik sona ermiş, beklenen doğum olmuş ve yaşantınıza, ailenize arzulanan yeni küçük bir insan daha katılmıştır.

Oysa anne ve bebeğin birbirine alışması, birbirini tanıması ve anlaması anneye diğer günlük yaşantısının yanında pek çok yeni sorumluluklar getirmiştir.

Bu süreçte anneler çoğunlukla kendilerini unuturlar. Oysa annenin sağlığı, bebeğinin sağlığını ve mutluluğunu doğrudan etkilemektedir.

Her annenin doğum yaptıktan sonra bebeğini kontrol ettirdiği gibi, kendisini de sağlığı açısından kontrol ettirmesi gerekir. Doğumdan sonraki bir ay içinde lohusanın doğum sonu kontrolü mutlaka yapılmalıdır.

Doğumdan sonra ilk yıkanmalar ayakta duş şeklinde yapılmalıdır. Eğer epizyotomi yani dikişli doğum olduysa 3-4 gün dikiş yerine su değmemesinde fayda olduğundan vücut silinip saçlar yıkanabilir ve dikiş yeri doktorun önereceği ilaçlı sularla tuvalet sonrasında temizlenir. 3-4 gün sonra ayaktan duş şeklinde banyo yapılabilir.

Sezeryanlı doğum sonrası genellikle 4. ya da 5. günde dikişler alınır ve daha sonra duş yapılabilir.


Tarih: 22:07, 13/12/2006 Kategori: HAMILELIK
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

HAMİLELİKTE GİYSİ SEÇİMİ

Hamilelikte Giysi Seçimi

 

Yeni giysiler almak her kadının hayalidir, ancak belinize ve göğsünüze uygun kıyafetler bulmak gerekir.

Karnınız şişmese bile belinizin kalınlaştığını hissedersiniz ve kıyafetlerinizi giymekte zorlanırsınız. Bir süre eski kıyafetlerinizi üst düğmelerinizi açık bırakarak giyebilirsiniz. Günümüzde birçok kıyafet hamilelikten sonrada giyilebilir ve bazı normal kıyafetler de büyüyen karnı saklamaya yardımcı olur.

Ne kadar kilo alacağınızı tahmin etmek çok zor; daha önceki hamilelikleriniz bile kesin bir tahmin veremez. Bu ihtiyaçlarınızı hemen almanızı zorlaştırır.Ama ne kadar genişlerseniz o kadar geniş giysilere ihtiyaç duymaya başlayacaksınız.

Neler Giymelisiniz?

• Bol tunikler, süeter ve erkek T-shirtleri hamilelik boyunca giyilebilir.
• Eşofman
• Rahat taytlar ve şortlar-bunlarda dar gelmeye başladığında daha büyük bedenler alınmalıdır
• Esnek ve rahat iç çamaşırları
• Göğüs altından itibaren bollaşan elbiseler. Boylarının uzun olmasına dikkat edin çünkü arka taraf uzunken ön tarafı karnınız nedeniyle havaya kalkabilir.
• Alçak tabanlı ayakkabılar
• İleriki aylarda pantolonunuz göbeğinizin altında durmalıdır.

Yardım edin! Özel Bir Şeye İhtiyacım Var

Özel bir yer için şık ve çekici bir kıyafete ihtiyacınız varsa hamile giysileri dizayn etmesi için bir tasarımcıdan yardım alabilirisiniz.

İş Kıyafetleri

Hamilelere uygun kıyafet satan mağazalarda işyeri için uygun kıyafetlerde bulabilirsiniz. İşyeri için en uygun tarz uzun jarse tunik, altına uzun bir etektir. Ofislerde hem rahat hem de şık kıyafetler giymeniz çok kolay.


Tarih: 22:02, 13/12/2006 Kategori: HAMILELIK
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

HAMİLELİKTE BUNLARA DİKKAT

Hamilelikte bunlara dikkat!


Hamilelikte hem anne hem bebeğin sağlığı için sürekli tıbbi kontrol, sağlıklı beslenme ve egzersiz şart. Bunlar sağlanırsa, anneler de, hamilelikleri sonrası aşırı kilo sorunu yaşamazlar

Hamilelik dönemi boyunca bilinçli beslenerek ve fiziksel açıdan aktif olarak hem kendinizin hem de bebeğinizin sağlığını koruyabilirsiniz.
Sağlıklı bir bebeğin doğumunu birçok faktör etkiler. Yaşınız ve genetik özelliklerinizi kontrol edemezsiniz, ancak sağlıklı beslenmek, alkol, sigara ve uygun olmayan ilaçlardan kaçınmak, düzenli hekim kontrolünde olmak size bağlıdır.

Önce besleyici diyet
İyi beslenen kadınlarda, gebelikte ve doğumda çok az komplikasyon görülmekte ve sağlıklı bebekler dünyaya getirmektedirler.
Önemli olan, bebek ihtiyacı olan besinleri alırken, sizin de rahat bir gebelik yaşamanız ve doğum ertesinde yağ kütleleri kalacak kadar çok kilo almamayı başarmanızdır.
Yapılan bir araştırma, hamilelik süresince 16 kilogramdan az kilo alan kadınlarda, bir yıldan sonra ortalama 1,4 kilogramın kalıcı olduğunu, 16 kilogramdan fazla ağırlaşan kadınlarda ise bir yıl sonra 5,5 kilogramın kalıcılaştığını ortaya çıkarmıştır.

Fetus da doğru beslenmeli
Hamilelikte düzgün, dengeli ve yeterli beslenmezseniz sizin sağlığınız da riske giriyor demektir.
Örneğin; yeteri kadar kalsiyum almazsanız, fetus bu ihtiyacını vücudunuzdan alır, bu da ileriki yaşlarda osteoporoz (kemik erimesi) olarak adlandırılan hastalığa yakalanma riskinizi artırır.
Ana rahminde yeterince beslenmeyen fetus da fiziksel ve zekâ gelişimi açısından geri ve/veya zayıf kalabilir. Genel olarak, beden kitle indeksi 20-25 arasındaki anneler en sağlıklı bebekleri doğurur. Hamilelikte kilo alsanız bile, şu an zayıf olunmasından dolayı bebeğin düşük kilolu olma ihtimali yine yüksektir.

Bebeği protein geliştirir

Gebelikte, siz ve plesanta, proteine gereksinim duyar. Bu nedenle, günlük fazladan 10 gram proteine ihtiyacınız vardır. En iyi protein kaynakları yumurta, et, tavuk, balık, süt, yoğurt, peynir, fındık, ceviz ve kuru baklagillerdir.

Enerji için karbonhidrat almalısınız

Vücudun başlıca enerji kaynağı karbonhidratlar da, yeterli ve dengeli alınmalıdır. En iyi karbonhidrat kaynakları, ekmek, makarna, pirinç, mısır, tam tahıllı yiyecekler ve kuru baklagillerdir.

Mineralleri kesinlikle unutmayın

Gebelik süresince vücut en çok iki minerale gereksinim duyar: kalsiyum ve demir. Yeterli düzeyde tüketmiyorsanız, büyüyen bebeğiniz kemiklerinizdeki kalsiyumu, kanınızdaki demiri kullanır.

Gebelikte 'preeklampsi'

Preeklampsi; gebeliğin 20. haftasından sonra gelişebilen yüksek tansiyon durumuna; ödem, hızlı kilo artışı ve idrarda protein kaybının eklenmesidir. Ağır preeklampsinin anne ve bebekte yaratabileceği riskler; sara benzeri kasılmalar, erken doğum, fetal kayıp, böbrek yetmezliği, intrauterin gelişme geriliği ve yaygın damar içi pıhtılaşmadır. Bu nedenle gebe kadının takibi çok önemlidir.

Tatlılar ve ekşiler

Aşeren gebenin, sağlığa zararlı olmayan maddeleri aşırıya kaçmadan yemesi gerekir. Gebelikte genellikle turşu, muz, karpuz, soğan gibi yiyeceklere karşı aşırı istek doğabilir. Uzun süren aşermeler ise genellikle psikolojik kaynaklıdır. Gebelikte aşerme hormonal değişikliklerden dolayı genelde ilk 3 ayda daha yoğundur.

Kaynak: Milliyet


Tarih: 12:58, 29/10/2006 Kategori: HAMILELIK
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Sıkıntılara göğüs germeyi bilmeli
Hamilelik, anne adayına mutluluğun yanı sıra pek çok sıkıntı da verebiliyor.


Anne adayı hamilelik döneminde hormonlardaki artış nedeniyle baş ağrısı, bulantı, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve lekeler gibi birçok değişim yaşayabiliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, hamilelik dönemi ile ilgili bilgi verdi:

"Anne adayı kendi kendine ‘nasıl doğum yapacağım?’, ‘bebeğim normal olacak mı?’, ‘vücudumun fizyolojik ve biyolojik yapısı nasıl değişecek?’ gibi pek çok sorular sorar.

Bunlar merak edilen soru olmaktan çıkıp zamanla kaygı haline gelir. Ancak hamileliğin üçüncü ayına dek süren bu kaygılar, anne adayının yaşadığı fiziksel değişimlerin bir yansımasıdır. Üçüncü ay biter bitmez kaygıların hepsi azalarak anne adayı sakinleşir."

Op. Dr. Gökmen İyigün, hamilelikte anne adayını bekleyen sıkıntıları ve anne adayının vücudunda nasıl değişim yaşandığını da anlattı:

Kabızlık: Hamilelerin çoğu kabızlıktan şikayet eder. Çünkü kabızlık artışı bağırsak kasılmalarını engellemektedir. Bir diğeri ise hamilelik nedeniyle salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının etkisiyle bağırsağın anestezik etki göstermesidir.

Bulantı: Anne adayında sistematik bir bulantı meydana gelmez. Bazı kadınlarda günlük kusmalara neden olabilecek şekilde öneme sahiptir. Diğer taraftan kadınlar hasta olmaksızın yemek kokularından nefret ederler.

Hamileliğin üçüncü ayının sonunda genel olarak bu belirtiler ortadan kalkar. Bu rahatsızlıkların sebebi 'plasenta’nın üretmiş olduğu olağanüstü miktarda östrojen hormonuna midenin toleransının yetersiz oluşudur.

Hamileler bulantıları azaltmak için yataktan hızla kalkmaktan kaçınmalıdır. Bulantı anında birkaç dakika uzanıp bir bardak su içmek ve sonra ayağa kalkmak gerekir. Bulantılara karşı daha iyi mücadele etmek için her gün iyi dengelenmiş dört öğün beslenilmelidir.

Aşırı salya: Bazen, ilk üç aylık dönemde bulantılara yoğun bir şekilde salya salgılama eşlik eder. Fakat çoğu zaman salya salgılama adetin gecikmesinden sonra üç hafta içinde başlar ve hamileliğin sonuna kadar sürer.

Hamile bayanlar sürekli salya salgılarlar. Bu hoş olmayan bir durumdur. İlk zamanlarda 'amidon' bakımından zengin olan besinlerden uzak olmak ya da hepsinden az miktarda almak gerekir. Bu besinler, patates, mısır, buğday, pirinç gibi besinlerdir. Ağız banyosu ya da mentollü pastil de kullanılabilir.

Baş ağrıları: Baş ağrıları, hamileliğin ilk dönemlerinde kan akışındaki değişiklikler sonucunda bir çeşit kan basıncına bağlı olarak meydana gelir.

Stresten kaynaklanan sızı beyin bölgesindeki kasların kasılmasını artırır ve neticede anne adayı kendisini sürekli yorgun hisseder.

Hamilelik lekeleri: Anne adaylarının alın ve yanak civarında oluşabilen sütlü kahve renginde lekelerdir. Hamileler özellikle yaz aylarında güneşten korunmalıdırlar. Bunun için geniş siperlikli şapka, güneş gözlüğü ve güneş şemsiyesi kullanılması gerekmektedir.

Hemoroid: Plasenta tarafından üretilen hormonlar toplardamarların 'rectum’un iç yüzeyinde toplanmasını sağlar, bu da hemoroid’e neden olur. Bu durum rahmin hacmi sayesinde karında meydana gelen bir baskı ile kendini gösterir.

Hemoroidler özellikle doğumun son aylarına doğru, doğum anında, doğumun ardından ilerleyen günlerde kendini gösterir. Hemoroidlerden kaçınmak ve tedavi olmak için kabızlığa karşı mücadele edilmeli ve anti hemoroid krem kullanılmalıdır.

Mide yanması: Hamileliğin son dönemlerinde midede bulunan birtakım asitler yeterince boşalmazlar. Bu asitler midede hareket ederler ve ileriye doğru eğildiğiniz zaman ya da yatar durumda olduğunuz zaman etkilerini gösterirler ve boğaz bitimine kadar yükselir.

Hamileler önlem olarak akşam yemeğini uyumadan önce erken bir saatte yemelidir. Yemekler günde dört,beş öğün şeklinde bölümlere ayrılmalı ve özellikle asitli yiyeceklerden (sirke, domates, turunçgiller) uzak durulmalıdır.

Bacaklarda ağırlık hissi: Hamilelik döneminde olağanüstü düzeyde hormon salınır. Bu hormonlar toplardamarlarda genleşmeye neden olarak kan akışını engeller. Kan akışı geçişinin zor olduğu yerlerde ağrılar meydana gelir.

Bacak ağrısı ve bileklerde ödem oluştuğunda acıları dindirmek için mümkün olan sıklıkla dinlenilmeli, yatakta ayaklar yükseltilmeli, bacaklar soğuk suyla yıkanmalı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Fenalık: Baygınlık geçirmek ve soğuk ter dökmek gibi bulgular kan yoğunluğunun artışına ve kalbin atış hızına bağlı olarak ortaya çıkar. Fenalaşma durumunda, kanın baş kısmına doğru akması için uzanmak ve bacakları yükseltmek gerekir.

Eğer bir kötüleşme hissedilirse karnın alt kısmındaki toplardamarın yapabileceği baskıdan rahmi uzak tutmak için sol tarafa doğru sırt üstü uzanılmalıdır.
Kaynak: e-kolay.net


Tarih: 12:57, 29/10/2006 Kategori: HAMILELIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

GEBELİKTE KAŞINTILAR

Gebelikte Kaşıntılar
Gebelikte kaşıntı nispeten sık rastlanan belirtilerden biridir. Bu kaşıntı gebeliğin kendisinden kaynaklanan bir durum olabilir veya gebe olunmayan dönemlerde kaşıntı yapan durumlar gebelik dönemine rastlamış olabilir.


Her durumda gebelikte kaşıntı doktor tarafından değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Alerjik durumlar gebelikte nispeten daha az sıklıkta görülseler de alerji öyküsü olan anne adaylarında görülen cilt döküntülü kaşıntılarda bu durumu akla getirmek gerekir.

Yine uyuz, bitlenme, sinek sokması gibi parazitlere bağlı kaşıntılar da söz konusu olabilir.


Uyuz kendini özellikle karın bölgesinde başlayan inatçı kaşıntı ve karın cildinde hastalık için özgün olan cilt lezyonlarıyla belli eder. Aile bireylerinde de genellikle kaşıntı vardır. Uyuz tedavisinde parazite etkili maddeler içeren losyon şeklindeki ilaçlar doktor önerisine göre kullanılır.

Bitlenme kendini saçlarda ve/veya genital kılların olduğu bölgede inatçı kaşıntılar şeklinde gösterir. İncelemede bit parazitinin yumurtaları kolaylıkla bulunabilir. Tedavide yine doktor önerisine göre şampuan ve losyon şeklideki ilaçlardan faydalanılır.

Gebelikte bölgesel kaşınmanın en sık görülen nedeni genital mantar enfeksiyonudur. Vajina ve vulvada kaşıntı, kızarıklık, şişme ve peynir kesiği gibi akıntı bu enfeksiyonunun özgün belirtileridir.

Gebeliğin kendisinden kaynaklanan kaşıntılar

Çatlaklar:
Karın, göğüs ve bacaklardaki çatlaklar cildi gererek rahatsız edici kaşıntılara neden olabilirler. Gerginliği azaltmak için bademyağı, krem ve ileri durumlarda kaşıntı giderici ilaçlar doktor önerisine göre kullanılabilir.

Gebelik kaşıntısı:
Gebelik döneminde vücutta yaygın kaşıntının en önemli nedeni gebelik kaşıntısı adı verilen durumdur. Yaklaşık 700 anne adayından birinde genellikle gebeliğin son haftalarında görülen bu hastalıkta artan gebelik hormonların etkisiyle safra kanallarında akım yavaşlamakta ve böylece kanda kaşıntıya neden olan safra asitleri birikmektedir.

Gebelik kaşıntısında genellikle tek belirti kaşıntı olmasına karşın ileri durumlarda kaşıntıdan birkaç gün sonra safra kanallarındaki tıkanıklık kanda bilirubin artışına ve sarılık gelişmesine neden olabilir.

Tek başına gebelik kaşıntısı gebeliğin seyrini ve bebeğin durumunu olumsuz etkileyen bir durum olarak kabul edilmemekle birlikte beraberinde sarılık olması durumunda gebeliğin daha yakın takibi gereklidir.

Gebelik kaşıntısı preeklampsi seyrinde gelişebilen karaciğer tutulumundan ayırt edilmesi gerekli bir durum olmakla beraber bu ayrım tansiyonun normal olması ve idrarda protein çıkışı olmamasıyla kolaylıkla yapılabilir.

Gebelik kaşıntısının tedavisinde doktor önerisine göre bölgesel krem veya losyon şeklinde tedavi veya ağızdan tablet alınması şeklinde tedavi yapılabilir

Gebelik kaşıntısı genellikle doğumdan iki hafta sonra kaybolur, ancak genellikle her gebelikte tekrarlayıcılık arz eder ve hastalığı geçiren anne adayları doğum kontrol hapı kullandıklarında da aynı belirtiler ortaya çıkabilir.

Kaynak: gebeyim.com


Tarih: 12:55, 29/10/2006 Kategori: HAMILELIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->